






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>International Journal of Disciplines in Economics &amp; Administrative Sciences Studies, Yıl 2021 Sayı 32</title>
    <link>https://ideastudies.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=1852</link>
    <description>International Journal of Disciplines in Economics &amp; Administrative Sciences Studies</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>TELEVİZYON KANALLARININ REKLAM SLOGANLARININ REKLAMIN FONKSİYONLARI AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://ideastudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57176</link>
      <guid isPermaLink="true">https://ideastudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57176</guid>
      <author>Fikret YAMAN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Reklam; pazarlamada, kişi ya da kurumların sıklıkla kullandığı her geçen gün önemi giderek artan bir tutundurma faaliyetidir. Reklam ile reklamı yapılan kişi, kurum ya da ürünün rakiplerinden farklı olan yönleri ortaya konularak tüketiciler etkilenmeye çalışılmaktadır. Bir reklam oluşturulurken dikkate alınması gereken kavramların başında sloganlar gelmektedir. Sloganlar, reklamın fonksiyonlarını kullanarak tüketicilere mesajlar iletirler. Bu sayede hedef kitle üzerinde reklam etkinliği arttırılabilir. Televizyon kanalları birer reklam mecrası olmalarının yanı sıra aynı zamanda kendi reklamlarını da yapmaktadırlar. Araştırmada 2020 yılının en çok izlenen beş televizyon kanalının geçmişten günümüze reklamlarında kullanmış oldukları sloganlar incelenmiş, bu sloganların reklamın fonksiyonları açısından değerlendirilmesi amaçlanmış ve televizyon kanallarının kendi reklam sloganlarında hangi reklam fonksiyonlarından daha fazla yararlandıkları ortaya konulmuştur. Araştırmanın sonuç bölümünde televizyon kanallarının tüm reklam sloganları birlikte değerlendirilmiş ve reklam sloganlarında reklamın fonksiyonlarının kullanımı ile ilgili öneriler sunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İŞE YABANCILAŞMANIN SANAL KAYTARMA ÜZERİNDEKİ ETKİSİ: AVM ÇALIŞANLARI ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://ideastudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57178</link>
      <guid isPermaLink="true">https://ideastudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57178</guid>
      <author>Gamze ÖZCAN,, Fatma CANDEMİR</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Teknolojinin gelişmesiyle birlikte çalışma hayatında yaşanan değişiklikler monotonluğun, tükenmişliğin, stres ve yorgunluk gibi olumsuz durumların ortaya çıkmasına ve işgörenlerin işe karşı yabancılaşmalarına, işe yabancılaşma ise örgütsel kısıtlamalardan kaynaklı olarak işgörenlerin anlamsızlık ve güçsüzlük hissetmelerine ve kendilerine karşı yabancılaşmalarına neden olmaktadır. İşe yabancılaşan işgörenlerin olumsuz duygular geliştirebilecekleri ve bunun sonucunda sanal kaytarma gibi üretkenlik karşıtı sapkın davranışlarda bulunabilecekleri düşünülmektedir. Bu düşünceden hareketle, bu çalışmada işe yabancılaşma ve alt boyutlarının sanal kaytarma davranışı üzerindeki etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma, aynı ilçede yer alan iki alışveriş merkezinde çalışan 143 işgören üzerinde anket yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmada ilk olarak kavramsal bir çerçeve sunulmuş ve önceki araştırmaların sonuçlarına bağlı olarak değişkenler arasındaki ilişkiler belirlenmeye çalışılmış ve hipotezler oluşturulmuştur. Anket ile elde edilen veriler SPSS 25 programı kullanılarak analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Verilerin analizinde açımlayıcı faktör analizi, korelasyon analizi ve regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçları, işe yabancılaşmanın sanal kaytarmayı etkilemediğini göstermektedir. Ancak işe yabancılaşmanın alt boyutlarından anlamsızlık boyutunun sanal kaytarma üzerinde etkisi olduğu ve dolayısıyla yaptığı işi anlamlı bulmayan işgörenlerin sanal kaytarma davranışlarına yönelebilecekleri tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’NİN 2003-2021 DÖNEMİNDEKİ MAKROEKONOMİK PERFORMANSINA İLİŞKİN BİR DEĞERLENDİRME</title>
      <link>https://ideastudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57182</link>
      <guid isPermaLink="true">https://ideastudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57182</guid>
      <author>Cemil ERARSLAN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Dünyanın en büyük yirmi ekonomisi arasında yer alan ve gelişmekte olan bir ülke Türkiye, 2001 krizinden sonra 2013 yılına kadar hızlı bir büyüme trendine girmiş ve özellikle üretim, milli gelir, ihracat, bütçe dengesi, fiyat ve kur istikrarı açısından önceki dönemlere kıyasla oldukça iyi bir makroekonomik performans sergilemiştir. Bunda 2001 krizinden sonra TCMB’nin bağımsız hale getirilerek fiyat istikrarı hedefine odaklanmasının sağlanması, para politikasının şeffaf ve hesap verebilirliğinin artırılması, mali disiplinin gerçekleştirilerek faiz dışı bütçe fazlasının yükseltilmesi, finansal piyasaların gelişmişliği ile derinliğinin artırılması, özelleştirmelerin tamamlanması gibi yapısal ve kurumsal reformlar ile Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı’nın başarılı bir şekilde uygulanmasının büyük rolü olmuştur. 2013 yılından itibaren ise reform kapasitesinin yitirilmesi, yurt içi ve yurt dışı kaynaklı olarak yaşanan negatif şoklar, jeopolitik risklerdeki artışlar, fiyat ve kur istikrarının bozulması gibi sebeplerle Türkiye’nin makroekonomik performansı zayıflamıştır. Çalışmanın amacı son dönem iktisadi veriler ışığında Türkiye ekonomisinin 2003-2021 yılları arasındaki makroekonomik performansını incelemektir. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre Türkiye’nin makroekonomik performansını tekrardan artırabilmesi için enflasyonla mücadeleyi ve fiyat istikrarını sağlamayı temel iktisat politikası hedefi olarak belirlemesi, sıkı para ve maliye politikası ile parasal ve mali disiplini sağlaması, faiz dışı bütçe fazlasını artırması, doğrudan ve dolaylı yabancı yatırımları teşvik edebilmek için güven ortamını iyileştirmesi, cari açıkları kontrol altına alabilmek için döviz kuru istikrarını sağlaması, ihracat ürünleri ile pazarlarını çeşitlendirebilmesi, ara ve yatırım mallarında dışa bağımlılığı azaltması ve bunun için de alternatif enerji kaynakları yatırımlarına ağırlık vermesi gerekmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYEDEKİ MORTGAGE KREDİ KULLANIMININ KONUT SATIŞINA ETKİSİ</title>
      <link>https://ideastudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57181</link>
      <guid isPermaLink="true">https://ideastudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57181</guid>
      <author>OKAN DİLEKOĞLU,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Ezelden bugüne insanın en temel ihtiyacının barınmak olduğu bilinmektir. Geçmiş dönemlere bakıldığında da her dönemde insanlar barınmak için yapılar üretmiştir. Üretilen yapıların inşası her dönem farklılık göstererek gelişme kat etmiştir. İnsanoğlu kimi zaman çalı çırpıyla yapılan barınaklarda, kimi zaman ise mağaralarda yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Süre gelen zamanda insanlık tarım, hayvancılık, avcılık yeteneklerinin yanı sıra sanayi alanında da çalışmalar yapmıştır. Sanayi alanında yapılan çalışmalar sonucunda insan gücünün yerini makina gücü almıştır. Makinaların artması köyden kente göç hayatının başlangıcına sebep olmuştur. Kentleşmenin başlaması ve büyük şehirlerin kurulmasıyla beraber konut üretiminde artış gözlenmiştir. Gelir düzeyi düşük olan kişilerinde konut sahibi olması için çalışmalar başlatılmıştır. Başlatılan çalışmaların sonucunda ipotekli konut sistemi ortaya çıkmıştır. Geliştirilen ipotek sistemleri o dönemde yeterli finansal kaynak bulunamadığından tam anlamıyla başarıya ulaşmamıştır. Kısa vade ve yüksek ödemeler ile verilen krediler kısıtlı bir tüketicinin sistemden faydalanmasına olanak sağlamıştır. Asırlardır kullanılan konut ipotek sistemi Dünya’da ve Türkiye’de uzun zaman gelişmeler kat ederek mortgage konut kredisi çatısı altında toplanarak tüketiciye ve finansal kuruma fayda sağlanmıştır. Kişiler yaptıkları tasarruflarla konut sahibi olamayacaklarını düşündükleri için gelirlerinin belirli bir kısmıyla kredi ödemesi yapıp konut sahibi olmak isterler. Mortgage konut sistemiyle talep edilen menkulün yaklaşık %20-%25i oranındaki tutarı peşin ödeyip kalan miktarı vadeli ödeyerek konut sahibi olmasına imkan sunan finansal bir sistemdir. Bu sisteme finansal destek sağlayan kurumlar tüketicilere uzun vadeli uygun krediler sağlayarak işleyişin bir parçası olacaktır. Bahsettiğim şekilde finans kurumları tarafından satılan krediler birincil piyasalarda işlem görmektedir, satılan kredilerin bir havuzda toplanıp ikincil piyasalara devredilmesi yeni kredi kullanıcılarına fon sağlayacaktır. Elde edilen fonlarla uygun vade ve faizli kredi imkanı sunulacaktır. Bu şekilde sistem uzun vade ve düşük faizli kredi imkanıyla düşük gelirli tüketicininde konut sahibi olmasını hedeflemektedir. Yaptığım çalışmada mortgage sistemi hakkında detaylı bilgilerek verilecek tüketicinin bilgi sahibi olması sağlanacaktır. Mortgage sisteminin avantajları, dezavantajları, faiz oranları, türleri, sigortacılık ve risklerinden bahsederek sistem içeriği hakkında bilgiler sunulacaktır. Mortgage kredi sisteminin Türkiye ve Avrupa’da kullanımı ve sistemin içeriği incelenecektir. Bu çalışmanın amacı tüketicinin doğru krediyi kullanması ve uygun ödeme planlaması olacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DİYARBAKIR TURİZM POTANSİYELİNİN ORTAYA ÇIKAMAMASININ SEBEPLERİNİN ETNOGRAFİK YÖNTEMLERLE İNCELENMESİ</title>
      <link>https://ideastudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57184</link>
      <guid isPermaLink="true">https://ideastudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57184</guid>
      <author>Mustafa Şeref AKINRojda YILDIZ</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı Diyarbakır’ın büyük turizm potansiyeline rağmen neden turizmin gelişemediğini göstermektir. Bu çalışmada eko-sistemdeki tüm paydaşlarla -ziyaret eden ve etmeyen yerli ve yabancı turistler, tesis sahipleri, otel çalışanları, turizm acenteleri, influencer- görüşülmüştür. Daha önceki yapılan akademik çalışmalarda Diyarbakır’ın turizm marka şehir olacağı yönünde öngörüler bulunulmuştur. Bu beklentilerin neden karşılanmadığı 4 ana konuda gösterilmiştir: Güvenlik, tanıtım, ağırlama, temizlik.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ISO 1. 500 VE 2. 500 NİCE KODU 322 OLAN FİRMALARIN TOPSİS ARAŞTIRMA YÖNTEMİNE GÖRE İNCELENMESİ</title>
      <link>https://ideastudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57175</link>
      <guid isPermaLink="true">https://ideastudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57175</guid>
      <author>Ahmet DEMİR,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Türkiye ekonomisine bir ayna tutabilmek, ekonomi ile ilgili teoriler üretebilmek, ekonomiyi geliştirebilmek adına Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu araştırmaları oldukça önemlidir. Aynı zamanda, bilim dünyasında sıklıkla çalışılan bu tür araştırmalar yapılacak pek çok akademik çalışmaya zemin hazırlamaktadırlar. Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu (İSO 500) araştırmaları sayesinde Türkiye’deki en önemli ve büyük sanayi kuruluşlarını takip etmek, onların stratejilerini öğrenebilmek, yeni stratejiler geliştirebilmek, böylelikle bir gelecek haritası çizebilmek mümkündür. Çalışma kapsamında İSO 1. 500 ve 2. 500 nice kodu 322 olan 16 firmanın analizi yapılmış, çok kriterli karar verme yöntemlerinden biri olan TOPSİS yöntemi ile firmaların başarı durumu sıralanmıştır. Bu analiz sonucunda, Hugo Boss Tekstil Sanayi Ltd. Şti. en başarılı firma olarak tespit edilmiştir. Buna etki eden en büyük etkenlerden biri Hugo Boss Tekstil Sanayi Ltd. Şti.’nin üretimden satışlar (net) tutarının diğer firmalara göre daha yüksek olmasıdır. Özellikle İSO 500’ün sıralamada en fazla üretimden satışlar (net) tutarının önem teşkil ettiğini göz önünde bulundurduğumuz zaman TOPSİS ile yapılan uygulamanın da doğru bir sonuca ulaştığını görebiliriz.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>THE EFFECT OF RELATIONSHIP ORIENTATION AND MENTORING PRACTICES ON EMPLOYEE PERFORMANCE</title>
      <link>https://ideastudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57183</link>
      <guid isPermaLink="true">https://ideastudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57183</guid>
      <author>Nurgül ERDALKamile KODALOĞLU</author>
      <description>In the globalizing world, businesses have started to use various applications to maintain their existence, gain superiority over their competitors and increase performance. Mentoring (M) and relationship-oriented (RO) practices are the applications preferred by businesses that want to increase the performance (P) of their employees and achieve superior success. This study was applied to 398 nurses working in the Marmara region of Turkey in order to investigate the effects of mentoring (M) training given to nurses who are new to the institution or changing their departments, and the relationship-oriented (RO) practices adopted by the enterprises on nurse performance (P).The collected data were analyzed with statistical package programs used in social sciences. According to the results of the analysis, a positive and significant relationship was found between relationship orientation (RO) and mentoring (M) practices and their subcomponents and employee performance (EP). According to the results of the regression analysis, psychosocial functions affect employee performance (EP) positively at a low degree. Employee values affect employee performance (EP) moderately positively. Career functions and shared values do not affect employee performance (EP).</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


